Akupunktur Öncesi Hasta Değerlendirmesi ve Bilinmesi Gerekenler

Akupunktur Öncesi Hasta Değerlendirmesi ve Bilinmesi Gerekenler
Akupunktur Öncesi Hasta Değerlendirmesi ve Bilinmesi Gerekenler

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Akupunktur, standart tanı ve tedavinin yerine geçmez; kişisel değerlendirme ve tedavi planlaması için mutlaka yetkili bir hekime başvurun.

Akupunktur Tedavisi Öncesi Değerlendirme

Akupunktur, binlerce yıllık geçmişe sahip olan ve günümüzde modern tıp yaklaşımlarıyla da incelenen bir Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamasıdır. Akupunktur tedavisine başlanmadan önce hastanın genel sağlık durumunun, tıbbi geçmişinin ve mevcut şikayetlerinin değerlendirilmesi, uygun tedavi yönteminin belirlenmesi açısından büyük önem taşır. Ancak akupunktur öncesi fiziksel muayene, anamnez (hasta öyküsü) alma veya laboratuvar testleri gibi spesifik klinik değerlendirme adımlarına dair bu konuda kılavuzda bilgi bulunmamaktadır.

Genel tıbbi prensipler gereği, her tıbbi müdahaleden önce olduğu gibi akupunktur uygulamasından önce de hekim tarafından detaylı bir değerlendirme yapılması esastır. Hekim, hastanın durumunu değerlendirerek akupunkturun mekanizmalarından hangisinin hedefleneceğine ve hangi uygulama yönteminin seçileceğine karar verir.

Akupunkturun Felsefesi ve Etki Mekanizması

Hekiminizin akupunktur öncesi değerlendirmesinde göz önünde bulunduracağı en önemli faktörlerden biri, uygulamanın vücut üzerindeki etki mekanizmasıdır. Akupunkturun etki mekanizması; yin-yang teorisi, beş element teorisi, zang-fu organlar teorisi, kollateraller teorisi, kan, vücut sıvıları ve Qi (Çi) teorisi gibi çeşitli teoriler üzerine kurulmuştur.

Geleneksel Çin felsefesine göre, insan vücudunda 12 çift ve 2 tek olmak üzere toplam 14 ana meridyen kanalı bulunmaktadır. Bu meridyenler üzerinde 360 adet akupunktur noktası yer almaktadır. Çin Tıbbında, Qi (yaşam enerjisi), Xue (kan), Jinye (vücut sıvıları), Jing (öz) ve Shen (ruh) bu meridyen kanalları (Jing Iou) üzerinden akar. Akupunktur uygulamasında etkili olan en önemli unsur, iğnenin kendisi değil, yeri ve özelliği belli olan vücut yüzeyindeki bu giriş noktalarıdır. Eğer bu noktalar doğru bir şekilde uyarılmaz ise iğneyi batırmanın bir etkisi olmaz.

Modern Tıpta Akupunktur Noktalarının Özellikleri

Akupunktur noktalarının varlığı ve işleyişi, modern bilimsel çalışmalarla da incelenmiştir. Yapılan histolojik ve anatomik çalışmalar sonucunda, akupunktur noktalarında yer alan gelişmiş kapiller ağda artmış mukopolisakkarit konsantrasyonu tespit edilmiştir.

Bununla birlikte akupunktur noktalarının farklı elektriksel özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir. Bu özellikler; iletkenlikte artma, empedansta düşme, dirençte azalma, kapasitede artma ve elektriksel potansiyelde yükselme şeklinde gözlemlenmektedir. Ayrıca, nosiseptör yüzey membranında opioid, GABA (Gama-Aminobütirik Asit), bradikinin, histamin, serotonin ve kapsaisin reseptörlerinin bulunması, ağrının kontrolünde düzeyin omurilik dorsal boynuzdan nosiseptörlere kadar indiğini düşündürmektedir.

Değerlendirme Sonrası Belirlenen Uygulama Yöntemleri

Akupunktur öncesi yapılan hekim değerlendirmesinin en önemli çıktılarından biri, hasta için en uygun uygulama yönteminin seçilmesidir. Akupunktur sadece iğne ile yapılmaz; günümüzde farklı teknolojik ve geleneksel yöntemler de kullanılmaktadır.

İğne Akupunkturu ve Elektroakupunktur

En yaygın kullanılan yöntem olan iğne akupunkturunda, akupunktur noktalarına çeşitli boy ve ölçülerde steril, tek kullanımlık iğneler batırılır. Kullanılan iğneler çelik, altın veya gümüş alaşımlardan üretilebilir. Altın iğneler güçlendirme ve tonifikasyon amacıyla kullanılırken, gümüş iğneler sedasyon amacıyla tercih edilir.

Elektroakupunktur ise elektriksel uyarılar içeren bir tekniktir. Elektriksel frekanslar üreten bir cihaza kablolarla bağlı iğneler kullanılarak, iki iğne arasından hafif bir elektrik akımı geçirilir. Bu yöntem, akupunktur noktalarına iğne çevirme gibi el manipülasyon tekniklerinden daha fazla uyarım uygulanmasını sağlar.

Lazer Akupunktur ve Özel Hasta Grupları

Hekim değerlendirmesi sırasında hastanın iğne fobisi olduğu tespit edilirse veya hasta yaşlı (geriatrik)/çocuk (pediatrik) grubundaysa, Lazer Akupunktur yöntemi tercih edilebilir. Lazer akupunktur, termal olmayan, düşük yoğunluklu lazer ışımasının kullanılmasıdır. Non-invaziv (girişimsel olmayan) ve ağrısız bir uygulama olduğundan, geriatrik, pediatrik ve iğne fobisi olan hastalarda önemli bir seçenek oluşturmaktadır.

Diğer Geleneksel ve Modern Teknikler

Hastanın durumuna göre seçilebilecek diğer yöntemler şunlardır:

Akupresür: İyileşmeyi desteklemek amacıyla parmaklar, avuç içleri veya dirsekler kullanılarak bedendeki akupunktur noktalarına basınç uygulanmasıdır.
Moksa Uygulaması: Akupunktur noktalarının ısı etkisiyle uyarılmasıdır. Kurutulmuş pelin otunun rulo veya koni biçiminde sarılıp yakılmasıyla (direkt veya indirekt olarak) uygulanır.
Sonopunktur: Akupunktur noktalarının ses dalgaları ile uyarılması işlemidir.
İmplantasyon Akupunkturu: Akupunktur noktalarının bulunduğu cilt dokusunun üzerine veya içerisine çelik, altın veya gümüş kalıcı iğneler yerleştirilerek uzun süreli uyarı sağlanmasıdır. Mıknatıslı olarak da üretilebilen bu iğnelerle nokta üzerinde manyetik etki oluşturulması da amaçlanmaktadır.

Sonuç olarak, akupunktur uygulamaları geniş bir yelpazeye ve köklü bir etki mekanizmasına sahiptir. Akupunktur öncesi değerlendirme süreci hakkında genel tıp prensipleri işlese de uygulamanın temelleri tamamen hekimin profesyonel değerlendirmesi ve hastanın özelliklerine göre kişiselleştirilmesi üzerine kuruludur.